About

Feriha Tütüncü

👩🏻‍🎓 Koc University,
Archaeology and History of Art, 2013.
🧘🏻‍♀️ Yin Yoga Teacher Training, 200 Hours with Devrim Akkaya, 2016, Yoga Alliance Certified.
💎 Usui Ryoho Shiki Reiki Master with Oznur Acikalin, 2019, certified.
♐️ Karma Astrology with Elvan Yarma 2019, certified.
✨ Ananda Marga Hatha Yoga Teacher Training, 200 Hours with Manojit, 2019, certified.
🧚🏼‍♀️Seraphim Blueprint with Bunhan Bengi, 2020.
🌀 Vajrayana Kukai with Pınar Beslen Marşan, 2020.
🖼 Contemporary Art Enthusiast
☯️Spiritual Seeker ♾
🗺 Traveler ♾
☀️sun 🌿nature♥️love✨bliss

30✔️  —

Geçen sene bugün işimden istifa etmiş, depresyonun dibinde, tüm gün odamın duvarını izleyip hayatıma dair bir çıkış yolu arıyordum. Sanki aradan 364 gün değil de, yıllar geçmiş gibi. Şimdi Reykjavik’te bir otel odasında Hallgrímskirkja’yı seyrediyorum. Hayat inanılmaz değerli. Hayat mucizelerle dolu. Düşüyoruz, kalkıyoruz, bir şekilde ilerleyecek gücü içimizde buluyoruz. Geçmişe ve geleceğe bağlı olmadan ben bugün ne’ysem ve kim’sem sevgiyle kabul ediyorum. Hayattayım ve varım. Sonsuz şükran doluyum. Hoşgeldin 30! İlham, güç ve cesaret getirdin. 🙏🏼💛✨

External link

🍃Minnet🍃

21 Şubat’ta Ananda Gaorii ‘ye ilk geldiğimde başıma geleceklerden habersiz, beklenti dolu, biraz utangaç, çokça içinekapanık bir kızdım. Rüzgar nereye eserse savruluyor, hem merkezimi hissedemiyor hem de kimseye “hayır” diyemediğimden kendimi yiyip bitiriyordum. 2018 kasım ayında ofis dinamiklerini kaldıramayacağımı idrak edip 4 yıllık kariyer hayatımı geride bırakmaya karar vermiş, bana göre oldukça olaylı bir şekilde işimden istifa etmiştim. Aşrama gidecek, gönüllülük hizmetiyle insanlığa ve doğaya hizmet edecek, kapitalist hayattan elimi ayağımı çekecektim. Şimdi, gönüllülük projemin bitmesine bir hafta kala güzeller güzeli aşram arkadaşım, aynı zamanda reiki 2 öğrencim @floatinginspace tarafından çekilen bu fotoğrafları buldum arşivde. Nasıl birçok şey değişmiş hem içimde, hem dışımda. Merkezimle daha bir bağlantıdayım artık, köklerimin uzandığı toprağı hissedebiliyor, kalbimin sesini çok daha rahat dinleyebiliyorum. Biliyorum ki evren, herşey, herkes bana karşı değil; benimle birlikte akıyor. Farkındalığımı neye çevirirsem o büyüyor ve genişliyor. Bu zamana kadar bende olmayanlara odaklanarak geçirdim vaktimi. Hep yetersiz hep eksiktim. Birkaç gündür ise ne kadar şanslı olduğumu idrak ediyorum, yeniden. Bu yaşamda bu bedenle, bu zihinle ve bu kalple olduğum için. Sonsuz minnet, masumiyet ve ışıkla 🍃🌟🍃. .

Ilklerin yılı 2019! —

2019, Avrupa Gönüllülük Hizmeti kapsamında, Danimarka’da 3 monk ve 20’den fazla gönüllüyle 10 ay boyunca bir aşramda kömün halinde yaşadığım, farklı ülkelerden 100’e yakın, hepsi birbirinden sıradışı ve eşsiz insanla tanıştığım bambaşka bir yıl oldu. Hayatımda ilk kez otostop çektim, tanımadığım insanların evinde kaldım, yeni ay zamanı ormanın ortasında korkularımdan arınmak; teslimiyete geçmek için meditasyon yaptım. Reiki master enerjisi ışığında, grup seanslarının yanısıra, 9 ülkeden 11 pırıl pırıl öğrenciye, içlerindeki bütünlüğü keşfetmeleri adına uyumlamalar verdim. Çok hissettim, az konuştum. 30. yaşımı kuzey ışıklarını izleyerek kutladım. 8 ülkeye seyahat ettim, dumpster diving’le alternatif yaşam biçimlerini deneyimledim. İskandinav kültürüne özgü underground bir gathering olan Ting’de dört gün, Sziget Festivali’nde yedi gün boyunca kamp yaptım. Kopenhag, Odense ve Londra’da Sofar konserlerini izledim. İlk kez Kutsal Ayahuasca & Rapé ve Sacred Cacao Seramonileri’ne katıldım. Kalbim genişledikçe genişledi, öyle büyüdü ki çoğu zaman meditasyonlarımda Kutsal Anne’nin koşulsuzluğundan sadece ağladım. Bağımlılıklarımı gördüm, kendimi sevmeye bir adım daha yaklaştım. Manipülasyon nedir, kendimi nasıl koruyabilirim, öğrendim. Geçen sene bugün bunların hiçbirini hayal dahi edemezdim. Tüm varoluş ve aldığımız her nefes öylesine değerli ve tarifsiz. Sonsuz minnet, kabul ve ışıkla 🙏🏼💛✨

Satya —

Bir süredir Yoga’daki Yama’nın beş ilkesinden biri olan #satya hakkında düşünüyorum. Dürüst olmak, doğruyu söylemek ve sözünde durmak. İnsan ilişkilerinden yıllarca makul miktarda kaçınmış biri olarak 😅 çevremde ne zaman yalan söyleyen birini görsem hemen tepem atar, delici bir bakış fırlatır ortamdan anında uzaklaşmak ister, odama kaçıp saatlerce insan doğasını sorgulardım. Aşramdaki birkaç ayın ardından ve reiki pratiklerimin de etkisiyle yeni yeni “Ben kendime karşı ne kadar dürüstüm?” diye sorgulamaya başladım. İnsan ilişkileri bir yana, peki ya insanın kendiyle olan ilişkisi? Tüm yalınlığıyla kendini idrak edebilmesi? Sadece bir gözlemci olarak aynada gördüğünü kabul edebilmesi? Dürüstüğün uzantıları çok çeşitli tabii ama deneyimlediğim en büyük tecrübelerden biri kafamın içinden çıktığımda, dışardan kendime bakabildiğimde, kendimle kavuştuğumda; dışarıda olanın da kendiliğinden değiştiği. Bu kendini kandırma durumu varolan kapasitenin objektif olarak görülememesinden tutun, yetersizlik, değersizlik, suçluluk ve utanç duyma hissiyatlarına kadar gidebiliyor. En azından kendimde şimdiye kadar fark edebildiğim belli başlı noktalar bunlar. Ben gölge yanlarımı bastırıp iyilik maskesi taktıkça tabi ki mutlu olamıyorum. Kendime karşı dürüst değilim ki bir kere, nasıl başkalarını oldukları gibi kabul edeyim? Sırf bu dünyaya geldiğimiz, her an nefes aldığımız ve sağlıklı bir bedene sahip olduğumuz için bile ne kadar ama ne kadar şanslıyız. Bizi destekleyen şahane ruhlarla buluşmuş olmak, yardım istediğimizde içtenlikle uzanan ellere dokunmak tarifsiz neşe ve mutluluk veriyor. Görüyorum ki ben kendime karşı dürüst oldukça yaydığım titreşim de dönüşüyor, etrafımdaki kişiler değişiyor. Kendimle sakince yüzleştikçe, insanlarla da yüzleşebiliyorum. Kendimi kabul ettikçe başkalarını da kabul edebiliyorum.

External link

Glyptoteket —

Bugün gözümü bu bahçeyi hatırlayarak açtım; belki gece izlediğim günümüz popüler kişisel gelişim motivasyoncusu ağbi “maddeleri değil, anları biriktiriyorum hayatımda” dediğinden bu an’a ışınlanlandım; bilemiyorum 🤷🏿‍♀️ Şarjım bittiği için güzel bir kare yok bahçeye dair, ama hissiyat birebir hala hücrelerimde 🧬 Yolu #kopenhagen ‘e düşenler de ziyaret etmeden geçmesin🖼📚📌

Ahimsa —

Yoga`nin Yama yasalarından ilki olan #ahimsa ‘dan bahsetmek istiyorum bugün. Ahimsa Sanskritçe’de şiddetsizlik anlamına geliyor. Bilinçli olarak, yaşayan hiçbir canlıya zarar vermeme prensibine dayanıyor. Benim için ahimsa doğaanneye, insanlara ve hayvanlara kısaca yaşam enerjisine sahip her organizmaya karşı saygılı olmayı ifade ediyor. (Buna yaz aylarında bizi bazen çileden çıkaran sivrisinekler de dahil 😅) Özellikle geçen yaz hiçbir sivrisineği öldürmeme pahasına, vücudumdaki yirmiden fazla ısırıkla hayatta kalmayı başardım. 😅 Her konuda olduğu gibi ahimsa da farkındalık gerektiriyor. Bizi, gün içinde hem düşüncelerimizi hem de davranışlarımızı farkında olmaya ve bu farkındalıkla güne devam etmeye davet ediyor. Bu yasa, sadece fiziksel şiddetten kaçınmak demek değil. Ahimsa bir başka canlıyı (kendimiz de dahil) hiçbir şekilde sözle, düşünceyle ve davranışla incitmemek. Bana göre bu aşamada hassas bir nokta var. Diyelim ki zihnimiz zalimlikle, nefretle ya da şiddetle dolu ve bu düşüncelere sahip olduğumuz için kendimizi suçluyoruz. İşte bu noktada tüm bu akışın da farkındalığına varıp sadece izleyici olmaya devam edebilmek, kendimize alan açabilmek, şevkat besleyebilmek ve sarılabilmek en kıymetlisi bence. Ahimsa demek şiddetsizlik demek ama en çok da kendimize 🦋 Photo credit: @floatinginspace 🌸 Aşk, ışık ve farkındalıkla 💛🙏🏼✨

External link

Aşram Hayatı —

Aşramda 10 ay boyunca ne mi yaptım? Kabak doğradım, yer süpürdüm, bulaşık yıkadım. Bir yandan bol bol hayatı ve kendimi sorgularken, bir yandan Avrupa’nın farklı şehirlerinden muhteşem insanlarla çalıştım; çok ama çok şey öğrendim. Fotoğraftaki arkadaşım 35 yaşındaki Kamal, Romanya’dan. Harika bir aşçı ve sağlıklı beslenmeye dair ne varsa biliyor. Yaklaşık 6 yıl Ananda Gaorii’de yaşadıktan sonra geçtiğimiz Ağustos’ta Porto’daki Ananda Bliss Cafe’de çalışmaya başladı. Beni her zaman sabırla dinledi, destekledi ve bana ihtiyacım olan güvenli alanı sundu. En keyif aldığım anlar Kamal’la birlikte mutfakta Hare Krishna dinleyip 30 kişiye yemek hazırladığımız anlardı. Aşramda çok fazla insan tanıdım ama yanında tam olarak kendim gibi olabildiğim ve kendimi ifade edebildiğim az insanla tanıştım. Yollar ayrılsa da; kalpler hep bir💕 Özlem ve sevgiyle 🦋

External link

Vejetaryenler neden var?  —

Bundan yaklaşık 10 yıl once Nişantaşı`ndaki Yoga Academy`de hayatımın ilk yoga dersine katıldım. Lise döneminde nedenini bilmediğim bir içgüdüyle sürekli yogayla ilgili hayaller kurar; kendimi dergilerde gördüğüm o stüdyolarından birinde hayal ederdim. Nitekim üniversiteye başladıktan sonra hayatımda uzun zamandır beklediğim alanı yaratabildim. Yaklaşık bir saat süren ilk yoga dersimden sonra hayatımın bir daha asla aynı şekilde devam etmeyeceğini de anladım. O dönemde yogayla ilgili bulabildiğim tüm içerikleri okuyordum. Takip ettiğim yoga dergilerinden birinde, Amerika’da endüstriyelleşen et pazarı kapsamında yumurta çifliklerinde, tavuklara karşı uygulanan şiddetle alakalı bir habere rastgeldim. Hala hatırlıyorum, haber derginin arka sayfasında çok da dikkat çekmeyen küçük puntolarla basılmış, bir kupürden ibaretti; fakat sebebini hala anlayamadığım bir biçimde içimde bir yerlere dokunmuştu. O gün vejeteryan olmaya ve hayvanlara karşı yapılan bu tarifsiz zulme hizmet etmemeye karar verdim. İşe pesketeryanlıkla başladım, ne de olsa Türk kültürünün bir getirisi olan rakı-meze masalarında hala deniz ürünleri ve balık yemeye devam ediyordum🙈 Zamanla bu davranışımı da salıverdim, bir ara vegan beslenmeyi denedim; fakat kilo kontrolünü sağlıklı bir şekilde sağlayamadığımdan vejeteryanlikte karar kıldım. 🙃 Bu nedenle, seyahat ederken vegan/vejeteryan cafelere uğramak en büyük hobim💕 Dün Aarhus’ta ziyaret ettiğim Melone, hayvanlara karşı uygulanan zülme dair, beni bir kez daha düşündürdü. Dilerim 2020, hem bireysel hem de global boyutta bu konuda daha çok farkındalık getirir. 🙏🏼💛✨

External link

Ol’uş —

Zihnini en son ne zaman susturdun? En son ne zaman sadece kalbinden geçenler için hareket ettin? Ne zaman sorgulamayı bırakıp kendini; ol’uşun sonsuz muhteşemliğine teslim ettin? Gözlerin var görmek için, kulakların var duymak için. Kendini ne zaman yalnız, çaresiz, mutsuz, gereksiz hissedersen sadece hatırla. Sen yıldız tozusun. Bu muhteşemliği yaratan güç; seni de yarattı. Sen ol’dun. Şu an olduğun gibi tam ve bütünsün. Başka neye ihtiyacın olabilir? Kalbin biliyor, kalbin görüyor, kalbin hissediyor. Bırak rotayı o belirlesin; sen sadece sürüşün tadını çıkar. Ve öyle de oldu. Sonsuz aşk, keyif ve bütünlükle 🌅💛✨

External link

Yaratım —

Temmuz ayında normalde 20 kişi civarı olan çiftlik nüfusumuz, düzenlenen etkinlik nedeniyle 200’ü buldu. Sabır sınırlarımın uçlarında gezinirken; son bir çaba bilgisayarın başına oturup Porto’dan Gran Canaria’ya, Gdansk’tan Keflavik’e bir bilet için en fazla 20 Euro ödediğim uçuşları 30 dakika içinde book’ladım. Hiçbir beklentim yoktu; tek planım insanlardan bir an önce uzaklaşmak, bilmediğim kentlerin sokaklarında kaybolmaktı. Yaptığım tek şey karar vermek, adım atmak ve evrene kendimi açmak oldu. Sonsuz olasılıklar her zaman mümkün; sonsuz olasılıklar sizin bir niyet uzağınızda. Eğer siz bir adım atarsanız evren dört koldan sizi destekliyor. Kalp çok güçlü bir yaratım merkezi, yaydığı titreşimle hayatınızı şekillendiriyor. Kalpten isteyince oluyor; zihnin bitmek bilmeyen kalıplarından özgürleştikçe mucizeler artarda sıralanıyor. Aşk, ışık ve sonsuz teslimiyetle 💛🙏🏼✨

External link

Manohara —

İnsanları oldukları gibi kucaklayan, ayrım yapmadan kabullenen ve seven kimi görsem kalbim büyüyor. Ananda Gaorii yılda üç kez EVS kapsamında farklı ülkelerden beş kişiye on aylığına kapılarını açıyor. Benim grubumda yer alanlardan biri de Mark. 21 yaşında, Rusya’dan. Onu ilk gördüğümde “Oh!” dedim, “İyi ki buradayım.” 10 ay boyunca ne zaman konuşsak, istisnasız her seferinde beni gülümsetti. İçinde kötülük barındırmayan, saf ve masum kişiliği herkesi ve herşeyi sarıp sarmalıyor. O da benim gibi derin meditasyonlardan sonra şu an içinde bulunduğumuz gerçekliğe zor adapte olanlardan. Seni çok seviyorum Mark. Seninle aynı dönemde çiftlikte bulunduğum için çok ama çok şanslıyım. Umarım her zaman temiz kalbin harika deneyimler çıkarır karşına 💖🙏🏼✨

External link

Yaşam Amacı —

Japonya’da #ikigai , Danimarka’da #hyyge ya da #lykke, İsveç’te #fika olarak adlandırılan; her sabah bizi yatağımızdan kaldıran, yaşam amacımız, hayata devam etme sebebimiz. Çocukluğumdan beri neden burada olduğumu sorguladım, okudum, araştırdım, seyahat ettim. Yıllarca depresyonun kıllı kollarından kendimi kurtarmaya çabaladım. Geçen ay İzlanda’dayken her günün bana getirdiği yenilikleri deneyimlerken, hayatımda bulunduğum belki de en küçük havalimanında bir kez daha kendime sordum: “Bugün beni yatağımdan kaldıran ne? Devam etmemi sağlayan güç ne?” -9 derecede, karların arasında bir bankta oturmuş uçuşu bekliyordum. Tek başımaydım ama asla yalnız değildim. Tüm sevdiklerim kalbimdeydi, hepsi aslında yanıbaşımdaydı. Birliği, tekliği iliklerime kadar hissediyordum. Gökyüzünde ışıl ışıl parlayan güneşi gördüm. Gülümsedim. Güneşin her gün doğmak için motivasyonu ne’yse benimki de oydu. Kim ne der diye düşünmeden ışığı yaymak. Bazen ateşiyle yakıp yıkmak, kavurmak. Bazen sıcaklığıyla yumuşacık bedenlere dokunmak. Sadece ol’mak; an’da ve şimdi’de. ☀️🙏🏼☀️

External link

Ayrıksı —

🌅Bakmayı ve görmeyi bildikçe, Önümüze taş koyanın sadece kendi zihnimiz olduğunu idrak ettikçe, Her gün doğan güneşle ve gökyüzündeki her yıldızla kalbimizi eşledikçe, Beklentiden uzaklaşıp sadece ol’mak adına yaşamayı seçtikçe, Kalplerin güzelliğini ve gözlerin derinliğini keşfettikçe, Varlığımızın özünü içten bir gülümsemeyle kabule geçtikçe, Neden ki ayrık hissedelim? ☀️🙏🏼💛

External link

Seyahat —

❄️Bu sabah yaklaşık dört yıldır aşramda çalışan Chris’le seyahatler üzerine sohbet ediyorduk. Birden bana “Tamam, gezmek güzel ama asıl amacın ne, neden sürekli seyahat etmek istiyorsun?” diye sordu. Bu soru üzerine neredeyse üç saattir düşünüyorum. “Benim seyahat etmedeki amacım ne?” Belki gerçekliğimden kaçıyorum, belki yeni yerler keşfederken her seferinde dünyanın nasıl da harika bir yer olduğunu anbean kendime hatırlatıyorum. Belki sadece yolda olmayı seviyorum. Aslına bakacak olursam tek bir amacımın olduğunu da düşünmüyorum. Hem günün sonunda, kim seyahat etmeyi sevmez ki? ☃️

External link

Kakao Seremonisi, 23 Mart 2019, Kopenhag.

Kopenhag spiritüel etkinler açısından çok zengin bir şehir. Katılım ücreti Türkiye’ye kıyasla uygun olan, kakao seremonisi, ekstasik dans, freedom movement, kutsal dişi’nin uyanışı ya da tantrik pratikler neredeyse her hafta düzenleniyor. Çok şanslıydım ki bulunduğum komunitede benimle benzer ilgi alanlarına sahip harika insanlar vardı. Böylelikle kutsal kakao seremonisine iki kez katılma fırsatım oldu. İlk seremoni mantralar eşliğinde Güney Amerika’dan getirilen saf kakao yudumladığımız daha içe dönük meditatif bir alan sunarken ikinci etkinlik dans aracılığıyla bedenin keşfi üzerineydi. Ben Reiki’yle ilgilendiğim için muhakkak katılmadan önce almam gereken şifayı en yüksek titreşimde almaya niyet eder, birkaç gün öncesinden alana enerji göndermeye başlarım. Korku yoktur içimde, alana ve rehberlerime her zaman güvenir, merakla karışık bir heyecan halinde olurum. Bu etkinliğe de gitmeden kakao anneyi meditasyonlarıma davet etmiş, enerjisini hissetmeye başlamıştım. Kakao tamamen kalp çakrası üzerine çalışan ve koşulsuz sevgiyi hissetmemiz için bize yardımcı olan kutsal bir rehber. İlk seremoninin ardından defterime yazdıklarım şu şekilde “ Yumuşacık bir hissiyat kaplamış her yanımı, bedenimi sarmalayan kakao annenin ruhu, bana sevginin sonsuzluğunu hissettiriyor.” Seremoni bizi özümüzle buluşturmaya yardımcı oluyor. Benim karşılaştığım duygu yoksunluktu. “Neden yoksun hissediyorsun? Neden varolanın gücünü kabul etmiyorsun?” Seremoni yaklaşık dört saat sürüyor. Çıktığımda kalbimdeki genişlik ve tarifsiz sevgi hali yüzümdeki gülümsemeye yansımıştı. Mutluydum, ve sonsuz minnet doluydum. Ertesi gün meditasyonumda gelenleri olduğu gibi aktarıyorum, kimbilir belki bir yerlerde merak edenler vardır ve ilham verir onlara. Aşk, tümlük ve sonsuz sevgiyle 🙏🏼💛✨ “Sonsuzluğun içindeki tatlı seda, sevginin derinliği ışık olur yoluna. Tüm hücrelerinde akan ahenkli dans. Herşeyin bittiği ve oradan dünyayı izlediğin noktadasın sanki. Uzaktan seyrediyorsun dünyayı. Herşey durmuş, zaman yok. Sadece olanları gözlüyorsun, tepkisiz. Ruhun sonsuzdur, ruhun tüm vechelerinde ve katmanlarında sonsuzdur. Sonsuzluk aklını yanıltmasın, herşey aynı anda aynı zamanda aynı hızla varoluyor geçip gidiyor. Sakinliğin volkan gibi patladığında gözlerindeki şimşekleri görüyorsun. Kalbinin sevgi sırları. Ve perdeler aralanıyor teker teker. Korkunun ötesini gördün. Gereksiz korku duyman. Korkunun ötesindeki derinlik vuracak sularına. Kıyılarından geçerken akacak gökyüzü bulutuna. Seni sevdiğim kadar kendimi seviyorum. Seni gördüğüm kadar kendimi biliyorum. Seninleyken birliğin, bir olmanın suları yardım ediyor kendim olmama. Seninleyim ama aynı zamanda kendimleyim. Nasıl derin kendimi olduğum gibi kabul etmek. Nasıl derin olduğum gibi kabul etmen beni. Sevginin vecheleri yansıyor tenime katman katman. Katmanlaştıkça süzülüyor göğe yılan gibi, yağmur gibi. Sevginin tüm varlığı sarıyor bedenlerimi. Sen diyorum çünkü biliyorum ki aslında sensin ben.”

Cesaret

Cesareti nasıl tanımlarsınız? Bu zamana kadar bir yandan yaprak gibi titreyip diğer yandan “ölüm yok ya sonunda” diyerek gözü kapalı atladığınız en cesurca hareket neydi? Ben Ananda Gaorii’deki 5. ayımda @kaan0nur ‘un da ikna turları sonucu saçlarıma elveda demeye karar verdim. Oh hala o anı hatırlıyorum, en derininde kalbimin 🙏🏼 Karla karışık yağmur gibi. Hem ağlıyor, hem gülüyor birçok farklı hissi aynı anda yaşıyordum. Eksik ve çıplak hissediyordum. Vedalaştığım şeyin sadece saç tellerim olmadığını biliyordum. Eskiye bir vedaydı bu, anılara ve kalıplara. Ve belki de sessiz bir başkaldırıştı bu, sözlü ifade edemediklerime. Herkese ve herşeye, en çok da kendime. Üzerinden 6 ay geçti, saçlar uzadı. Eskiler gitti, yeniler geldi. Oh iyi ki de geldi. Bitişin hüznü, başlangıcın müjdecisi. 2019’un en büyük öğretilerinden biriydi, “salıvermekten korkma, değişimden korkma.” Ve öyle de oldu. 🌀

22 Haziran Yaz Gündönümü, Ayahuasca Seremoni, Helsinge.

İçeri girdiğimde istemsizce mırıldanmaya başladım: 🧙🏻‍♀️“Mother I feel you under my feet 🧙🏻‍♀️Mother I hear your heartbeat 🧙🏻‍♀️Heya heya heya heya hey oh” Matıma geçip oturdum, etrafı meraklı gözlerle süzdüm bir süre ve fısıldadım: “Kalbimden geçen tüm güzelliklerin sevinç ve mutlulukların gerçekleşmesine niyet ediyorum.” Defterimi elime aldım ve yazmaya başladım: “Biliyorum ki hepimiz bu sonsuzluk denizinde birlikte yüzüyoruz. Bir’iz, birlikteyiz ama çeşnimiz ayrı, özgünlüğümüz başka. Kalp atışım kadar yakınsın bana dünya anne. Denizler kadar serin, derin ve berrak. Bugün buraya kalbimin sesiyle geldim. İçimde akan sevginin özü, içtenliği, yumuşaklığı, samimiliği ve sıcaklığı. Kabuklarımın gittiğini hissediyorum, diğer yarımla buluştuğumu. Belki de ilk kez ben, uzun zaman sonra, kendimle kavuşuyorum, herkesle ve herşeyle bir oluyorum.” Hazırdım; kalbimde, ruhumda hissediyordum sıcaklığını kutsal anne’nin. 7 saatlik bir yolculuğun ardından biliyordum ki cevap gelecekti. Ve öyle de oldu. Kutsal anne hediyesini 21 Haziran gündönümünde, en kısa gecenin sabahında sundu. Kontrolü bırakmak nasıl bir histi? Korkacak hiçbirşey kalmadığında, suçlamayı bıraktığımda, gerçekliğimi yaratanın kendim olduğunu fark ettiğimde; büyüttüğüm alan hangisiydi? Yol’a ve rehberlere güvenmek, sonsuz kaynak tarafından her adımda desteklendiğini bilmek. Tekrar ediyordum sürekli “Ben hatalarımla birim, ben korkularımla tamım.” Gözlerimi açtım, kollarımı fark ettim. Sarıldığım kendimden başkası değildi, yıllardır dışardan beklediğim şevkat, içimde, kalbimdeydi. Gökyüzüne baktım, gülümsedim. Yaşamak çok güzeldi. Var’lık an’daydı; bütün’de, şimdi’de. 🧝🏻‍♀️🌟🙏🏼.

External link

IF A TREE COULD WANDER

”Oh, if a tree could wander and move with foot and wings! It would not suffer the axe blows and not the pain of saws! For would the sun not wander away in every night? How could at ev'ry morning the world be lighted up? And if the ocean's water would not rise to the sky, how would the plants be quickened by streams and gentle rain? The drop that left its homeland, the sea, and then returned? It found an oyster waiting and grew into a pearl. Did Yusaf not leave his father, in grief and tears and despair? Did he not, by such a journey, gain kingdom and fortune wide? Did not the Prophet travel to far Medina, friend? And there he found a new kingdom and ruled a hundred lands. You lack a foot to travel? Then journey into yourself! And like a mine of rubies receive the sunbeams? print! Out of yourself? such a journey will lead you to your self, It leads to transformation of dust into pure gold!”

Follow the Sign —

EVS’in en güzel yanlarından biri de proje süresince toplamda iki kez yapılan toplantılarda Avrupa’nın farklı ülkelerinden farklı yaş aralıklarından farklı backgroud’u olan şahane arkadaşlarla tanışıp boş zamanlarda onları ziyaret etmekti. Kömün hayat güzel olsa da günde iki kez yapılan yoğun akışlı meditasyonlar ve enerjiler zaman zaman normal hayata dönmek için beni içten içe dürtüyordu. Malum 10 ay boyunca böyle bir deneyimin içine atılmak bence her yiğidin harcı değil :) Hele ki benim gibi sosyal ilişkileri hayatı boyunca sınırlı düzeyde tutmaya çalışmış gerekmedikçe sosyalleşmemiş biri için oldukça meydan okuyucu. Konudan çok sapmadan bizi kaldığı host ailesinin evinde ağırlayan canım @diaenchen ile birlikte güneşli bir temmuz günü denize gitmek için yola çıktık. Bu harika patikadan, muhteşem ağaçların arasından yürüdük. Yolda kısa bir piknik molası için durduğumuz küçük parkta ise 2. fotoğraftaki şahane sembolle karşılaştık. Çünkü fark etmeye niyet eden için işaret hep gelir. Umulmayan bir anda umulmayan bir zamanda çıkıverir. Aslında işaret zaten hep oradadır, değişen ise yalnızca bilincin algıda seçiciliğidir. 🙏🏼💚🍀 .

External link

‘Sevme Sanatı’

Ben zannettim ki, sevilmem için hep birşeyleri tek başıma en iyi şekilde başarmam gerekli. Hata yaparsam olmaz, karşı çıkarsam olmaz, söylenenlere güvenmemek hiç olmaz.. Durmayı hiç sevmem; durduğum her an zihnimde yeni pencereler onların içinde de minik minik sekmeler.. Sonra o sekmeler öyle çoğalır ki hafızada yer kalmaz; eğer ben kendi rızamla silmekte direnirsem de o kendi kafasına göre silmeye başlar ki olay o noktada bilinçten hayli uzaklaşır.. Bir de bilmeyi, görmeyi ve deneyimlemeyi sevme hadisesi var.. Kuzey ışıklarıyla ilgili bir belgesel izliyorsam mesela mutlaka oraya gidip fiziken orada bulunmam gerekir; imkanlı olduğunu bilirim çünkü. Sonra birşey olur, birileri gelir bunun imkansız olduğuna dair tüm gerekçeleri sıralamaya başlar. Ve ben de bildiğim ve deneyimlediğim ne varsa hepsini unutur ‘acaba’larda kendimi kaybetmeye başlarım. Gözden kaçırdığım bir diğer nokta da bunları söyleyenlerin kendi korkuları, cesaret sınırları ve kalıplarına dayalı olduğudur. İşte bence burada kritik bir seçim başlar, hatırlamayı seçmek mi yoksa dayatılan söylemleri mi? Bence insan kendi isteklerini gerçekleştirmek için hep bir yol bulur; hassas nokta genellikle karşı tarafın isteklerinin kendi istekleriyle örtüşmediğinde büründüğü tavırda gizli olduğudur.. Yine çılgın bir yeniay haftasının içinde bulunmaktayız, Herkese bol denge, içsesini dinleme ve manipüle edildiği alanları fark etme’li günler diliyorum. Peki, fark ettikten sonra ne mi olacak? ‘sevilmeme’ pahasına sesimizi çıkarıp karşı gelip düşüncelerimizi dile getireceğiz.. :) xoxo

mesken —

Bu bir “yerleştim”postu’dur 🤗💛💫 2018’in sonunda evi yeri kapatıp, işi gücü bırakıp yollara düşme kararımın ardından 2020 tüm dünyaya olduğu gibi bana da süpriziyle geldi. Yaklaşık 13 yıldır ailemden uzak bir yaşam sürmekteyken bir anda kendimi “ben şimdi ne yapacağım?” sorusuyla başbaşa buldum. Genelde “akışta giden çok garantici biri olmadığıma” dair bir izlenim veriyor olsam da aslında doğum haritamda baskın olan çok güçlü bir oğlak tarafım var ve “gezginliğim” bile kafamdaki plana ve programa uymalı 🙈😅 Bir yandan oğlak bastırıyor, bir yandan akrep stelyumu krizleri seviyor, öte yanda yay-balık “gez-eğlen-akış’la git” diyor; yani demem o ki işler bazen içinden çıkılmaz bir hale girebiliyor⭐️ Düştüğüm çok an oldu geçtiğimiz yıl. “Ben ne yapıyorum? Şimdi ne yapacağım?” dediğim. Merkezde hayli yoğun saplamalar, adaptasyonda sıkıntılar, kararsızlıklar ortaya çıktı :) Detaylardan sıyrılıp büyük resimden baktığımda kendimi hep çok şanslı hissederim hayatıma dair, ne zaman down’a geçsem, yine öyle yaptım. 🦅 Bana evlerini açan canım arkadaşlarım kalbimi katman katman eritti her seferinde❤️ Böyle destekler görmek benim için tarifsiz kıymetli, kelimelerle anlatılmaz🙏🏼 Doğumgünü yazımda bahsettiğim ‘beklenen desteğin istediğiniz yerden değil; bambaşka yerlerden gelmesi” tam olarak bu. Kendinizi kısıtlamayıp sonsuz olasılıklara açtığınızda olan bu. Çok çok çok ‘iyi ki’ ⭐️💛⭐️ İçsel farkındalık ve dış dünya gözlemi arasında çok büyük nokta atışları yaşadım son bir yılda. Yeniden yerleşmeye ve 9-6’ya karşı olan direncim, ellerimin arasında, bakıştık durduk. Yer yer, gerçekleştirmek istediklerim’le benden beklenenler arasında sıkıştım, irade alanım zayıfladı durdu. “Hayat döngülerden ibaret ancak bilinç değiştikçe algı da değişiyor” diyorlar ya, evet. Bakan gözler değişiyor. 👁🤎🙏🏼 E, herşey zaten anbean değişiyor :) Çok uzattım, bitiriyorum :) Hayatıma ansızın giren ama yıllardır tanışıyormuşuz hissi veren, derdimi tasamı dinleyen, her daim desteğiyle yanımda olan tüm dostlara, içindeyken değil de şöyle uzaktan bir bakınca farkettiğim akış’a ve ilahi olan’a sonsuz minnetle🙏🏼💙🌀

External link

me, myself & I

-Yaklaşık 60 gündür evde yalnızım. 2016’da katıldığım dört günlük vipassana’dan beri, sanırım hiç bu kadar kendimle kalmamıştım.- Dün gece vipassana’ya koşarak gidip büyük bir öfkeyle ayrıldığım zamanı hatırladım. Pek sosyal olmadığımdan, dört günlük suskunluğun benim için bulunmaz hint kumaşı olduğunu düşünmüştüm. Tabii, 4. günün sonunda yaptığım ilk şey telefona yapışıp tüm arkadaşlarımı aramak olmuştu. Dünyanın en zorları listesinde, kendimle barışmak başı çeker gibi. 🤷🏿‍♀️

OH HEY, FOR BEST VIEWING, YOU'LL NEED TO TURN YOUR PHONE